4-2-3-1: Sırada Ne Var?

futbolbook

Futbol çok konjonktürel bir oyun ve bu oyuna dair her şeyin nasıl moda olup, gözden düştüğünü ufak bir araştırma yaparak görebiliriz. Mevkiler, oyuncu tipleri, yönetme teknikleri hatta kulüpler bile spot ışıklarının altından gelip geçebiliyor ve bu modern-demode olma durumunun en belirgin görüldüğü konu da diziliştir.

Futbolda köklü işler bir kimlik oluşturarak yaratılır ve genellikle bu kimlik oyun tarzından, oyun felsefesinden veya sistematik bir şekilden temel alınır.Pep Guardiola’nın Barcelona’sı tiki-taka temelinde bir 4-3-3’le oluşturulmuştu. Jose Mourinho’nun Inter’i 4-2-3-1’in ne kadar etkili olduğunu herkese gösterdi. Jupp Heynckes’in Bayern Münih’i de bu sistemin popülaritesinden yararlanıp, onu, alanı kontrol etmek için biraz değiştirdi ve başarılı oldu.

Pep, Mourinho ve Heynckes’in yaptığı gibi yeni veya yenileştirilmiş dizilişlerle farklı başarılar elde etmek genellikle tahmin edilebilir bir sonuç doğurur; herkes onu taklit eder. Mesela, NFL’in taklitçi bir lig olduğu söylenir ama bu durum neredeyse var olan bütün sporlar için söylenebilir. Eğer birisi işe yarar bir şey yapıyorsa, özenip, bunu denememek için çıldırmış olmak gerekir, değil mi? Başarı, daha doğrusu geniş çapta yayınlanmış bir başarı 2014 yılının futbolunda bir diziliş yakalamak için en yaygın yol. Bu da UEFA Şampiyonlar Ligi’nin üst turları, Avrupa Şampiyonaları veya FIFA Dünya Kupası finallerinin bir sonraki yenilik için zemin oluşturduğu anlamına geliyor.

Fakat istisna olarak 4-2-3-1 dizilişinin 4 yıldır geniş çapta hüküm sürdüğünü söyleyebiliriz. Brezilya’daki Dünya Kupası’na 100 günden az kala ve Şampiyonlar Ligi ekiplerinin farklı dizilişler kullanmasıyla güç dengesinde bir değişim beklenebilir.

Bundan sonraki “en iyi” sistem hangisi olacak?

article-2454878-18AE9EAB00000578-672_634x477

4-3-3 çekiciliği

Mourinho’nun bir yıl önce Real Madrid’de tohumlarını ektiği 4-3-3’ün 2014’te hoşumuza gidecek birçok yönü var. Fazla hesaba katılmamış olsa da, Portekizli teknik adamın Luka Modric’i 2012 yılında Tottenham’dan Real Madrid’e transfer etmesi orta sahada daha fazla hareketliliğe yol açarken, durağan iki çapadan uzaklaşılmasına ön ayak oldu. 2012-13 Şampiyonlar Ligi eleme turları, çift yönlü bir 10 numara barındıran 4-2-3-1’lerin kapışmalarını içeriyordu. Bu da geleneksel oyun kurucu rolünün Xabi Alonso ve İlkay Gündoğan gibi geride konuşlanmış oyun kurucuları durdurmak için özellikle yerleştirilen gelişmiş bir silaha dönüştüğü anlamına geliyordu.

Bayern, Andrea Pirlo’yu etkisiz hale getirmek için Toni Kroos ve Thomas Müller’i, Malaga İlkay Gündoğan için Duda’yı ve Manchester United ise Alonso karşısında Danny Welbeck’i kullandı. Old Trafford’da rakibini ekarte edip golü bulan Luka Modric, çevikliğini, hareketliliğini ve fiziğini kullanarak böylesine bir zincirden kurtulabilen tek statik oyun kurucu olmayı başardı. Geride konuşlanmış yaratıcı oyunculara böyle dikkatli bir savunma yapmak 10 numaraların savunma oyuncularına dönüşmesini beraberinde getirdi. Bu da 4-2-3-1’in futboldaki hakimiyetini sarstı. Modric’in yaratıcılığıyla kendisini marke eden oyuncudan kurtulması bunun bir nedeniydi. Modric daha geleneksel, daha durağan bir oyuncu. Harry Redknapp’in Tottenham’ında iç saha maçlarında 4-4-2 sisteminde şahane oynamış, bununla da kalmayıp 4-3-3’te son derece güçlü olduğunu da kanıtlamıştı.

Carlo Ancelotti bu sezon Madrid’de oynattığı 4-3-3’te dikine giden Angel Di Maria, geride konuşlanan maharetli Alonso ve oyun kurma aracı Modric’le orta sahada bir işbirliği sağladı. Bu yöntemle üç orta saha oyuncusu birbiriyle çok iyi anlaşıyor ve dengeli oynamayı başarıyor. Paris Saint-Germain’in Thiago Motta, Blaise Matuidi ve Yohan Cabaye/Marco Verratti kombinasyonu da aynı şeyi başarırken, Juventus’un Pirlo, Arturo Vidal ve Paul Pogba’dan oluşan üçlü orta sahası günümüzde dünya futbolunun en nadide örneklerinden biridir.

Los Blancos ve PSG’nin Şampiyonlar Ligi’nde sorunlar yaşayabileceği beklenirken Barcelona, benzer bir dizilişi daha farklı bir tarzla kullanıyor. Bununla birlikte 4-3-3’ün 4-2-3-1’e bir örtü olması durumunu ortaya çıkabilir.

chilevsbolivia3330_1.780x0

4-4-2’nin dirilişi

Birkaç yıldır fizik gücü yüksek ve dikine ilerleyen oyuncuların yükselişi, Avrupa’nın bazı yerlerinde 4-4-2’ye dönüşün önünü açtı. Arturo Vidal birçok yönden orta saha oyuncuları için bir yol gösterici konumunda. Sahanın iki tarafındaki etkinliği ve en önemlisi sürekli ileri-geri oynayabilmesini sağlayan inanılmaz atletik özellikleri, fiziksel çalışmalara ağırlık verilmesinin gerekliliğini gösteriyordu.

NFL’de dev vücutlu receiver’ların ve fiziksel önlemlerin öneminin artması gibi futbolda da dominant ve güçlü orta saha oyuncuları revaçta. Oyunda böylesine bir fiziksel etkene sahip olmak üçüncü orta saha oyuncuyu hükümsüz kılıp orta sahada iki oyuncuyla takımın koşmasını sağlıyor. Yaya Toure ve Fernandinho’nun çok yönlü oynama becerisinin çok dengeli ve değişken bir oyunla desteklenmesiyle Manchester City bunun en güzel örneği. City’nin 4-4-2’si düzenli değil ve zaten 4-4-2 sistemi de 2014’te başarılı olmayacak. Manuel Pellegrini ve Diego Simeone gibi akıllı hocaların zekice ayarlamaları, yenilenmiş 4-4-2’nin başarılı olma ihtimalini doğurdu.

Manchester City oyuncuları, santrforların açığa geçmesi, orta saha oyuncularının ileri sızması ve kanat oyuncularının içeri girmesiyle sürekli değişken bir görüntü sergiliyor. Simeone’ninki ise daha katı ve orta sahadaki boşluğu yok edip adeta dar bir kabul oluşturarak orta alanı kontrol ediyor.

4-3-2-1’in önceden beri önce alan tutmayı temel alan bir görüntüsü vardı. Kanat oyuncuları kanat oyuncularıydı, defansif orta saha oyuncusu orta sahada görevini yapıyordu. Hatlar arasındaki mesafe belliydi.

4-3-3’ün akışkanlığı ve yeni 4-4-2’nin görüntüsü 4-2-3-1’in barındırdığı “sabit” rolleri futboldan uzaklaştırarak oyunu gitgide daha enerjik bir yapıya dönüşmesini sağlıyor.

PSG, bu sezon 4-4-2’yi de denedi, Atletico bu sistem özelinde İspanya’nın en iyi takımlarından biri ve City (Barça maçı haricinde) bu sene önüne çıkan kim varsa devirmeyi başardı.

Brazil-National-Football-Team-World-Cup-2014

4-2-3-1 Muhalefeti?

Şampiyonlar Ligi ve Dünya Kupası etkisi arasındaki merak uyandırıcı çekişme Avrupa ekiplerinin 2014-15 sezonu öncesi hazırlık dönemine dek bitecek. Dünya Kupası etkisinin öne çıkma şansı çok yüksek.

4-3-3 ve 4-4-2’nin faydalarını tartıştık ama 4-2-3-1’in bir süre daha kabuğunda kalacağını söylemek mümkün.

Dünya Kupası’nın Şampiyonlar Ligi’ne baskın gelmesine veya bu dizilişi kullanan bir takımın büyük bir başarı kazanmasına kadar bu durum sürecektir. Ev sahibi ve turnuvanın favorisi Brezilya hücumcu bir on numara, iki çapa, soldan içeri kat eden bir forvet, bir komple forvet ve çok hücumcu beklerle ilkel bir 4-2-3-1 kullanmaya başladı. Belçika’nın üst turlara çıkma şansı yüksek görülüyorlar ve onlar da 4-2-3-1’nin çok katı bir halini kullanıyorlar. Kolombiya ise elemelerde başarılı olduktan sonra Dünya Kupası’nda da buna benzer bir dizilişle yer alacağa benziyor. Bu diziliş başta (Stephen Keshi’nin deneyleri dışında) Nijerya ve Fildişi Sahilleri olmak üzere Afrika takımları arasında da çok popüler. Cezayir de buna uyum gösteriyor. Kulüp bazında 4-2-3-1’in hegemonyasını azaltmak için yeterince muhalefet yapıldı ve oyuncu gelişimi sağlandı ama Dünya Kupası finallerinde hocaların fikirleri sarsılabilir.

Şekli ne olursa olsun, Brezilya’da-eğer şans verilirse-futbola egemen olabilecek bir sürü karışıklık meydana gelecek.

 

yarısaha.com

Yazar: Sam Tighe

Çevirmen: Argun Aydın

www.futbol-book.com

Bu sayfa şuana kadar 12394 defa görüntülendi.

futbolbook

Diğer Manşetler

Sayfa

‹‹ 1 2 3 4 5 6 ››
futbolbook