ALMANYADA TEK GERÇEK SİSTEM

futbolbook

ALMANYA'DA TEK GERÇEK; SİSTEM


2 Aralık 2015, Çarşamba

ALMANYATemsilcimiz Yasin Özçelik ile yakından tanıdığı Türk ve Alman futbolu üzerine resmi sitemiz için herkesin okuması gereken güzel bir röportaj yaptık.



A takımımıza Erdoğan Yeşilyurt ve Timur Temeltaş gibi isimleri kazandıran, başta U12 İzmir Cup olmak üzere bir çok uluslararası turnuvanın ve kulübümüzün tanıtımında aktif rol alan Almanya Sorumlumuz Yasin Özçelik ile resmi sitemiz için güzel bir röportaj yaptık. Hem Almanya’daki futbol sistemini daha yakından tanımak hem de futbolcu yetiştiriciliği hakkında bilgi sahibi olmak açısından çok yararlı bir röportaj olduğuna inanıyoruz.

 

- Merhaba, bize önce kısaca kendinizden bahseder misiniz?

 

1987, Almanya-Herne doğumluyum. Futbolculuk geçmişim yok. Düsseldorf’ta spor ekonomisi eğitimi aldım. Borussia Dortmund ve Vfl Bochum’ta scout görevinde bulundum. B antrenör lisansına sahibim. Alman Futbol Federasyonu’nda U13-14 ve 15 yaş kategorilerinde antrenörlük yaptım. 

 

- Şu anda tam olarak ne yapıyorsunuz?

 

Altınordu’nun Almanya Temsilcisi olarak çalışıyorum. Bir yandan Almanya’daki Türk oyuncularının scoutluğunu yapıyorum, diğer yandan kulübümüzün Almanya ve Hollanda’da tanıtımını üstlenip, uluslararası turnuva organizasyonlarında Sportif Etkinlikler Yöneticimiz Gökhan Göktürk’e destek sağlıyorum.

 

- Her iki futbol kültürünü de çok yakından tanıyorsunuz. Size göre Altınordu, sistem olarak hangi Alman kulübüne daha yakın görünüyor.

 

Hoffenheim ve Red Bull Leipzig ile yetiştiricilik anlamında aynı sistemi uyguluyoruz. Futbol felsefesi açısından ise Hoffenheim’e daha yakınız. Hoffenheim, Alman futbolunda hem genç oyuncu hem de gen teknik adamlara bakış açısı sayesinde çok önemli bir yere sahip oldu. Örneğin, önümüzdeki sezon A takımı, son 5 yılda U17 ve U19’da görev yapan 28 yaşındaki Julian Nagelsmann çalıştıracak. Bizde de ilk görevine U15’te başlayan Hüseyin Eroğlu, şu anda takımın başında. 

 

- Peki, iki ülkenin futbol mantalitesi olarak farklar, benzerlikler nedir?

 

Benzerlikten daha önemli olan farkları ön plana çıkarmakta yarar görüyorum. Almanya’da altyapı ve amatör takımlarda bile üst düzey lisansa sahip teknik adamlar görev yapar. Tüm kulüpler, Alman Futbol Federasyonu’nun belirlediği kriterlere göre yönetilir, aksi halde direkt küme düşürülür. Orada önemli olan tek şey sistemdir.  Herkes, sistemin devamını sağlayan parçalardır. Vfl Bochum ile Bayern Münih’in altyapı yönetim prensipleri arasında en küçük fark yoktur. Her oyuncu aynı eğitimi alır. Bu nedenle de özellikle altyapı liglerinde kalite standarttır. Geçen hafta Altınordu U16 takımının, Fenerbahçe U17’yi 7-2 yenmesi gibi bir sonuca çok nadir rastlayabilirsiniz. Ama Türkiye’de altyapı liglerinde 100 gol atıp, 5-6 gol yiyerek namağlup şampiyon olan takımlar var. Bu, Türkiye’de altyapı futbolunun önünde daha çok uzun bir yol olduğunun en acı göstergesidir. Altınordu, geride bıraktığı 8 yıllık tecrübesiyle bu süreci kendisi adına gerçekten çok kısalttı. 

 

- Altyapı liglerinin yapılanması hakkında da bilgi verir misiniz?

 

Önce Türkiye’den örnek vermek istiyorum. Örneğin, geçen sezon PTT 1. Lig’de şampiyon olan bir ekibin U19 takımı da onunla birlikte Süper Lig düzeyine çıkar. Bunda hiçbir kriter yoktur. Yani, bu noktada U19 takımının kalitesi değil, A takımın düzeyi ön plana çıkmaktadır. Oysa Almanya’da altyapı lig sistemi, hakkaniyete dayanır. Rot Weiss Essen 4. Lig’de olmasına rağmen gerçekten çok iyi altyapı takımları vardır ve her sezon U19 Bundesliga’da üst düzey ekipler arasında yer alır. Doğru sistem, oyuncu yetişmesine de katkı sağlar. Kerem Demirbay, bu sistemin bir ürünü olarak Almanya’da U21 Milli Takımı’na kadar yükseldi. 

 

- Almanya’da bir genç futbolcu adayı, sezonda ortalama kaç maç oynuyor?

 

Bu yaş ile birlikte zıt giden bir eğri. 12 yaş kategorisinde sezonda 100 maç oynarken, yaş büyüdükçe bu sayı yavaş yavaş düşüyor. U19’da 60 maç seviyesine kadar düşüyor. Şöyle düşünün, 6 yaşında altyapıya katılan bir çocuk, U19’a geldiğinde en az 1.500 maç oynamış oluyor. Bu karşılaşmaların yüzde 20’si ise uluslararası düzede gerçekleşiyor. Ülkemizde ise bu rakam en fazla ama en fazla, 500’dür. Yani arada 1000 maçlık bir fark var. 

 

- Böylesine büyük fark, A takım düzeyinde ne gibi etkiler yaratıyor?

 

Tek kelimeyle özgüven. Çocuk 13 yıllık bir eğitimin sonunda 1500 maç oynamış, Manchester City’den Arsenal’a Roma’dan PSG’ye kadar tüm rakiplerle oynamış, fundamental eğitimini tamamlamış bir şekilde bir özgüven timsali olarak yukarıya çıkıyor. İşte genç takımlar düzeyinde anlık başarılar elde edip A takım düzeyinde  bunun çok uzağında kalan ülkemiz futboluyla Almanya arasındaki gerçek fark bu.

 

- Peki, şunu gerçekten çok merak ediyoruz. Almanya bu sistemi kaç yılda kurdu, 100 yıldır yapılan bir sistem mi? Biz bu düzeye nasıl ulaşabileceğiz?

 

Bu sistem, bir milatla başladı. 20 Haziran 2000’de Portekiz’e Avrupa Şampiyonası maçında 3-0 yenilen 31 yaş ortalamasına sahip Almanya, tek kelimeyle duvara tosladığını fark etti ve futbolu yeniden yaratma kararı aldı. O gün, Alman Milli Takımı’nda U21 kategorisinde oynayabilecek tek oyuncu Sebastian Deisler’di.  Büyük bir değişimle 2010’da bu ortalama 25’e inerken, Thomas Müller,  Mesut Özil, Jerome Boateng, Holger Badstuber, Toni Kroos ve Marko Marin gibi 21 yaşın altındaki 6 oyuncu kadroda yer aldı. İşte tüm sistem, Futbol Federasyonu’nun önderliğinde kurgulandı, kriterler ve kurallar getirildi. Hepsinden önemlisi bu kriterler birer birer uygulamaya geçirildi. Sistem, ilk meyvelerini 7-8 yıl içerisinde verdi.  Bugünlerde ise zirve yaptı.

 

- Gurbetçi Türk oyuncuların durumu nasıl Almanya’da?

 

Tamamen Alman sistemine adapte olmuş durumdalar. Üst düzey 3 ligte 70 gurbetçi oyuncu yer alıyor. Regional Lig’te 110, U19’da 110, U17’de 126, U15’te ise 91 Türk oyuncu mücadele ediyor. Toplamda 500’ün üzerinde bir Türk oyuncu, Alman sisteminin içerisinde yer alıyor. 3,5 milyonluk gurbetçi nüfusundan üst düzey yarışmacı olabilecek 500 Türk, gerçekten müthiş bir rakam. Bu da, bizim genlerimizin ne kadar futbola yatkın olduğunu gösteriyor. Veya şöyle ifade etmek de mümkün: Türkiye’de 30 milyon genç nüfus içerisinden biz de doğru bir sistemle Mesut Özil, Hakan Çalhanoğlu, Hamit Altıntop, Halil Altıntop, Yıldıray Baştürk, Nuri Şahin, İlkay Gündoğan gibi uluslararası düzeyde oyuncular çıkarabiliriz. Tam bu noktada Altınordu’nun yaptığı işin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmakta büyük yarar görüyorum.

 

- Tüm bunların ötesinde aile yapısı da bu sistemi destekleyen bir olgu değil mi?

 

Her futbol sahası, bir sınıftır. Bir Alman aile bunu, bu şekilde görür. Tribünden, antrenörün işine karışmaz. Karışırsa  bir daha tribüne giremez. Eğitici rol tamamen kulüptür. Anne-baba sadece destekleyicidir. Türk futbolunda ise tersi bir durum söz konusu.  Örneğin, okuldaki çocuğunun Türkçe dersine girip öğretmene karışamayan bir baba, 12 yaşındaki çocuğunun antrenörüne müdahaleyi kendisinde hak olarak görüyor. Bir önemli nokta da orada aileler, çocuklarını birer para umudu olarak görmüyorlar. Bakın, bu gerçekten çok önemli ve acı bir detaydır. Anne-baba, çocuğunu koşulsuz şartsız kulübe teslim etmediği takdirde sistemin önü tıkanmaya mahkumdur.

 

- Gerçekten çok teşekkür ederiz. Bize kısa sürede çok güzel bir fotoğraf çektiniz. Umarız ki okuyan herkesin bakış açısı da değişecektir.

 

Ben de bana bu fırsatı tanıdığınız için size teşekkür ederim. Altınordu’nun kısa sürede Alman futbol sisteminin de ilerisinde bir kulüp olmasını temenni ediyorum.

 

 

Bu sayfa şuana kadar 5235 defa görüntülendi.

futbolbook

Diğer Manşetler

Sayfa

‹‹ 1 2 3 4 5 6 ››
futbolbook