Barcelona böyle Barcelona oldu

futbolbook

1999-2004 arasında şampiyon olamamış, 186 milyon Euro borcu bulunan Barça 8 yılda 6 kez şampiyon oldu... Bırakın borcu yıllık kazancını da 483 milyon Euro'ya çıkardı... Peki Barça bunu nasıl başardı? İşte 2003'te başkan yardımcısı Ferran Soriano önderliğinde başlayan mucizenin hikayesi.

Harika bir kitap okudum...
Kitabın yazarı Ferran Soriano...
Avrupa futbolunun çok yakından takip edenlerin bile bu ismi tanıdıklarından şüpheliyim.
Önce yazarın kim olduğunu size anlatayım... Ferran Soriano şu anda Manchester City'nin CEO'su...Barcelona futbol kulübünün eski başkan yardımcısı... 2003-2008 yılları arasında Barcelona'da görev yapan Soriano 5 sene içinde harap olmuş bir kulübü kar getiren bir şirkete dönüştürmüş.
Kitapta birbirinden ilginç özellikle bizim yöneticilerimizin ders alması gereken müthiş konular var. Ben burada en can alıcı kısımlarından bahsetmeye çalışacağım. Barcelona'da 15 Haziran 2003'te göreve geldikten bir gün sonra yönetim toplantısında kulüp üyelerinin beklentilerine karşılık verecek kriterleri belirlemişler.
Kriterler şunlar: 

BU KİTAP DERS DİYE OKUTULMALI

Kazanmak... Kazanan bir takım oluşturulmalıydı. Ve bu takım Barcelona'nın göze hoş gelen tarzını değiştirmeden iyi futbol da oynamalıydı.
Kulüp üyeleri dolayısıyla Katalan halkı çok iyi temsil edilmeli ve hem ülkede hem de dünyada doğru bir görüntü sergilenmeliydi. Bunlar basit ve her kulüpte olması gereken kriterler gibi gözükebilir. Ama 2003'- teki Barcelona'nın mali tablosu, önlerinde en büyük engel olmuş. 

YA BEŞİKTAŞ GİBİ FEDA YA DA!

Soriano ve yönetim kulübün durumunun dikkatlice analizinin ardından iki farklı strateji üzerinde yoğunlaşır.
Tutumlu ve ölçülü davranarak yürütülecek bir program. Yeniden büyümeye geçmeden önce mali açıdan toparlanmak amacıyla harcamalarda ivedilikle kesinti uygulanması, köprüyü geçene kadar bir müddet tasarrufa gidilmesi neredeyse hiç oyuncu yatırımı yapılmaması. (Bu satırları okuyunca "aklınıza gelen ilk takım kim oldu?" diye sorsam eminim herhalde hemen hemen herkes "Beşiktaş" derdi.
Fikret Orman'ın başkan seçildikten sonra geçen sezonu "feda yılı" ilan etmesi anılarımızda hala çok taze değil mi?) 
Bir devrim... Masrafları kısmak için ortak bir çaba gösterilmesi, borçların yeniden yapılanırılması, derhal oyuncu yatırımı yapıp Barcelona'yı seçkinler arasına yeniden taşıyacak ve yapılan yatırımları karşılayacak gelirin sağlanmasına yönelik nitelikli bir takım oluşturulması... Kısaca takıma yatırım yapıp şampiyonluklar kazanmak ve bu başarıyı da paraya çevirmek diye özetlenebilir. 

ALINMADIK 1 TANE KUPA BİLE KALMADI!

Ekonomik yapısını düzelten Barcelona önce Rijkaard yönetiminde çıkışa geçti. Guardiola'nin göreve gelmesinden sonra ise adeta coşarak hem İspanya'da hem de Avrupa'da alınmadık tek bir kupa bırakmadı. 

BARÇA'NIN ÇÖZÜM YOLU DEVRiM

Barcelona ikinci yolu tercih ediyor, takıma ve ürüne yatırım yaparak sürdürülebilir geliri elde edebilmek için gerekli saygınlık ve medyadaki ilgiyi yeniden kazanmaya çalışıyor. Soriano ve arkadaşları ilk olarak giderleri kısma yoluna gitmişler.
Bunun için de en büyük gider kalemi olan oyuncu ücretlerinde yeni düzenlemeler yapmışlar. Çok fazla ücret alan ve kulüp dengesini bozan oyuncularla yollar ayrılıp performansa dayalı bir sistem kurmuşlar. İki oyuncu hariç bütün oyuncular bu yeni önerilen sözleşmeleri kabul etmiş. 

CAMP NOU FAKTÖRÜ

Giderlerdeki indirimin ardından ikinci olarak gelirleri artırmaya çalışmışlar bunun için de stadyum gelirleri televizyon yayın hakları ve pazarlama konusunda çok önemli adımlar atmışlar. İlk olarak stadyumla işe başlamışlar. Camp Nou'yu ailelerin boş zamanlarını geçirebilecekleri güvenilir ve rahat mekanlara dönüştürmeyi hedeflemişler. 

HOLİGANLAR DIŞARI

Şiddete eğilimli holiganları stadyum dan uzak tutmak için her türlü çabayı göstermişler. Stadyumun turistlerin ilgisini çekmeye başladığını ancak kapasitesi ölçüsünde gelir getirmediğini fark edip, maç günleri dışındaki uygulamayı yeniden düzenleyerek turistlere yönelik şehir turu otobüslerini Camp Nou'da durmasını sağlamışlar. Gelir tutarı çok kısa sürede 4 kat artmış. Ayrıca sezonluk bilet fiyatlarında da yüzde 20-40 oranında artışa gidip, oradan da önemli gelir sağlamışlar. Yayın hakları ile ilgili bir önceki yönetimin yapmış olduğu"izlenme sayısına dayalı ödeme alınması" çerçevesindeki maddeye bağlı kalıp maçların satışını desteklemek için çok çalışmışlar. 

EN FAZLA12 KATI!

Burada yine bir parantez açalım. İspanya'da takımlar maçlarını kendileri satabiliyor. Kendileri pazarlayabiliyor. Farklı kulüpler farklı tv kanalları ile özel anlaşmalar yapabiliyor. İngiltere'de ise bizdeki gibi ortak havuzda para toplanıp dağıtılıyor. Burada çok çarpıcı bir durum var. İspanya'da en az ve en çok para kazanma oranı 12'ye 1. Yani bir taraf 120 milyon kazanırken, en az alan 10 milyon kazanıyor. İngiltere'de ise bu oran çok daha dengeli gözüküyor. En çok kazanan ile en az kazanan arasındaki oran sadece 1.5'a 1... Yani Bir taraf 15 milyon kazanıyorsa diğer taraf da 10 milyon kazanabiliyor. 

GELiRLER 3 KATINA ÇIKTI!

Son olarak da pazarlamaya yönelmişler. 2006'da bile Barcelona maçlarını TV'den izleyenlerin yalnızca yüzde 23'ü İspanya içindendi. Geriye kalan yüzde 77 dünyanın çeşitli yerlerinde yerleşikti. İspanya'da bir maç izlerken aynı anda aynı maçı seyreden her 10 kişiden 7'si başka bir ülkededir. Barcelona'nın oynadığı bir Şampiyonlar Ligi maçında İspanyol izleyicilerin oranı maçı TV'den izleyenlerin ancak yüzde 10'unu oluşturabilir. Bu çarpıcı rakamlar eşliğinde küresel piyasaya açılıp özelikle uzak doğu ve ABD'de Barcelona taraftarlarına ulaşıp hem takımı bu ülkelere götürüp hem de orada açtıkları mağazalarla hem taraftar sayısını artırmışlar hem de müthiş gelirler elde etmişler. Sadece 5 yıl içinde Barcelona'nın gelirleri inanılmaz ölçüde artarak 123 milyon Euro' dan 2007-2008 sezonunda 309 milyon Euro'ya çıkmış. Bu ivme yeni imzalanan anlaşmalarla 2012 sonunda 483 milyon Euro'ya yükselmiş. Bu perspektifle bizim takımlarımıza baktığımızda hangisinin küresel çapta tanınan bir takım olma ihtimali var.
Çin'deki ABD'deki ya da İsviçre'deki 10 yaşındaki bir çocuğun bizim takımlarımızın taraftarı olma ihtimali sizce mümkün mü bilmiyorum. Ama benim açımdan ulaşılacak bir hedef gibi gözükmüyor. 

TEMİNATLI YÖNETİCİ

Burada 
bahsetmemiz gereken başka bir konu var. O da şu. İspanya'da 4 takım haricinde bütün takımlar anonim şirkettir. Sadece Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid ve Osasuna dernekler kanunu ile yönetilir. Şirket yönetimleri yaptıkları her harcamayı bildirmek zorunda olduklarından kanunlara uymak zorundalar. Derneklerde biraz daha ülkemizde olduğu gibi esneklikler olabiliyor.
Ama İspanya'da devlet buna da bir çözüm bulmuş. Yönetime gelen her yöneticiden kulübü gelecekte uğratabilecekleri zararlara karşı 25'er milyon Euro'luk kişisel banka teminat mektubu alıyor. 

TAKIR TAKIR ÖDÜYORLAR 

Yani yönetime gelip saçma sapan harcamalarla oyuncular transfer edip kulübün geleceğini tehlikeye atıp sonrasında mali genel kurulda üyelerin el kaldırmalarıyla onaylanıp borçtan kurtulamıyorlar.
Aldıkları borçtan daha fazlasıyla bırakıyorlarsa o verdikleri teminat mektubundan paralar takır takır alınıyor. Bizim kulüplerimizin kurtulması için düzgün bir şekilde idare edilmesi için bu sistemin kesinlikle Türkiye'de uygulanması lazım. 

BARCELONA İŞTE BU DURUMDAYDI 

Soriano ve arkadaşları önce Barcelona'nın durum tespitini yapmışlar ve şu sonuçlara varmışlar:
2002-2003 sezonunda Barcelona 123 milyon Euro gelire sahipti. Kulüp bu cirosu ile dünya sıralamasında 13. sırada yer almıştı.
Barcelona'nın büyümeyi başaramadığı hatta düşüş kaybettiği bu dönemde sektör gelirlerinde ise çok önemli artışlar olmuştu.
Barcelona'nın masrafı o sezon 73 milyon Euro işletme zararı oluşturarak 169 milyon Euro'ya çıkmıştı. Gelirler de artış yok ama masraflar kabarıyordu. 

GELİR-MAAŞ DENGESİ

Oyuncuların maaşları (109 milyon Euro) gelirin yüzde 88'i ile karşılanmakta ve olması gerektiğinden fazlaydı. Bir futbol kulübünde en önemli gider kalemi oyuncu ücretleridir.
Doğru yönetilen şirketlerde genel kabul gören algı ücretlerin toplam gelirin yaklaşık yüzde 50-65'i oranında tutulmasıdır.
Yani 100 milyon Euro geliriniz varsa oyuncuların yıllık maliyeti 65 milyon Euro'yu geçmemesi lazım. (Eminim bunu okurken aklınıza bizim oyunculara ödenen astronomik ücretler gelmiştir.
Türkiye'de oyuncu ücretlerinin cironun yüzde kaçı olduğunu merak ediyorum.) Kulübün 186 milyon Euro'luk birikmiş borcu vardı. Bu tutar yıllık gelirin Yüzde 151'ine karşılıktı.
Kulüp tek bir şampiyonluk kazanamadan tam 4 sezonu da geride bırakmıştı.
Camp Nou'daki seyirci sayısı gözle görülür oranda azalmıştı. Bu da çok önemli bir durumdu.

 

 İlker YAĞCIOĞLU - Takvim gazetesi

Bu sayfa şuana kadar 13924 defa görüntülendi.

futbolbook

Diğer Manşetler

Sayfa

‹‹ 1 2 3 4 5 6 ››
futbolbook