Scouting’in şifreleri

futbolbook

Scouting’in şifreleri

Bu röportajla Türkiye’de oyuncu seçiminin nasıl yapıldığına dair çarpıcı gerçeklerin ne olduğunu anlayacak, ahkâm kesen birçok kişinin aslında hiçbir şey söylemediğini göreceksiniz.

 

 

Aşağıda okuyacaklarınız ve hemen altında yer alan röportajı bugüne kadar Türkiye’de hiçbir yerde okumadınız. Bu röportajla Türkiye’de oyuncu seçiminin nasıl yapıldığına dair çarpıcı gerçeklerin ne olduğunu anlayacak, ahkâm kesen birçok kişinin aslında hiçbir şey söylemediğini göreceksiniz. Ayrıca futbola gönül verip bu sektör içinde yer almak isteyen gençler için adeta bir el kitabı niteliğinde bilgileri yine aşağıdaki satırlarda bulacaksınız.

******

Ülkemizde düzenlenen FIFA U20 Dünya Kupası ile birlikte altyapı ve genç oyuncuların keşfedilmesi konuları yeniden gündeme geldi. Uzun yıllardan bu yana kulüplerin ve genel olarak ülke futbolunun alt yapı sorunları hepimizin malumu. Az sayıda iyi oyuncu yetişmesi yetişenlerin ise yine de eksikliklerinin olması ve dünya yıldızı haline gelememelerinin yanında transfer yanlışları, seçilen oyuncuların büyük çoğunluğunun beklentileri karşılayamaması bu seçimlerin ne şekilde yapıldığının sorgulanması gerektiğini ortaya çıkartıyor.

Bu bağlamda son yıllarda Türkiye’de futbol literatürüne giren İngilizce bir kelime karşımıza çıkıyor: Scouting. Yani Türkiye’deki algılanan tanımıyla yetenek avcısı. Ancak acaba Scouting gerçekten yetenek avcılığımı yoksa bu kavram çok geniş bir yelpazeyi mi ifade ediyor? Kendi adıma Scouting kavramının ne kadar geniş bir anlam ifade ettiğini yıllardır bu alanda çalışan yakın dostum ve EMIN PARTNERS şirketinin Scouting Direktörü Cemal Belgin’in sayesinde gördüm ve görmeye devam ediyorum.

Cemal Belgin’in çalışmalarını uzun süreden beri yakından takip ediyorum. Ancak şimdiye kadar bir Scout grubu ile bir araya gelmemiştim. FIFA U20 Dünya Kupası sayesinde uzun zamandır aklımda olan bir projeyi gerçekleştirme ve turnuvayı izlemeye gelen scoutların dünyasına içeriden bakma fırsatını yakaladım.

EMIN PARTNERS’ın turnuva için görevli olarak gelen ekibi ve başlarında bulunan Cemal Belgin, ya da ekibindekilerin deyimiyle “Jeffe” (Şef), ile turnuva boyunca çeşitli zamanlarda birlikte olduk. Ekibin maç öncesi hazırlıklarından başlayarak, maçın statta izlenmesi ve maç sonrası raporlama aşamalarında beraber olduk. Ancak onlar “iş üzerindeyken” ağzımı açmam yasak olduğu için işin söyleşi kısmını maç sonrası saatlerde ve maç olmayan günlerde fırsat buldukça yaptık.

Aslında röportajdan çok sohbet diyebileceğimiz birlikteliklerimizde sadece günlük operasyonlardan değil, Scouting’in genelinden transfere, kulüp yönetimine kadar futbol dahilindeki her şey konuşuldu. Ancak, bir gazeteci olarak tek üzüntüm kayıt cihazını durdurarak off-the record konuşulan bazı şeyleri yazamamak oldu. Özellikle de isim bazında yaptıkları oyuncu ve antrenör analizlerini yazabilmeyi çok isterdim. İşin gerçek anlamda röportaj kısmını ise Cemal Belgin ile U20 Dünya Kupası çalışmaları sona erdikten sonra gerçekleştirdik.

*****

 

EMIN PARTNERS, U20 Dünya Kupası’nı, müşteri kulübün kendi gönderdiği 3 kişi ve Cemal Belgin hariç 5 ülkeden 6 scout ile izledi. Çapraz raporlama için scoutların şehir ve gruplarında devamlı rotasyon yapıldı.

İlk gözlemlediğim nokta ekibin tamamen verimlilik ve çıkan sonuç üzerine odaklı olması. Ana çalışma prensipleri belli. Bunun haricinde ise scoutlar bağımsız. Çantalarına koyduklarından, yaptıkları hazırlıklara, maçı nereden seyredeceklerine kadar her türlü kararı kendi tarzlarına göre alıyorlar.

Gelelim bir maç gününün nasıl başlayıp nasıl sonlandığına. Maç sabahı erkenden tüm şehirlerdeki scoutlar ile görüntülü tele konferans konuşması yapılıyor. Özellikle de seyredilecek oyuncular hakkında oluyor bu konuşmalar. Ancak görüşmeler kısa tutuluyor ve mümkün olduğunca az yorum yapılıyor. Hele ortama ait olmayan dışarıdan birisi orada olduğunda ki buna müşteri de dahil hiç “açık” verilmiyor. Yani ketumluk bir numaralı kural.

Ardından kulüp temsilcileri ile toplanıp hem bir önceki gün değerlendiriliyor, hem de o günkü izlemeler konuşuluyor. Cemal Belgin, bazen müşteriden beklenmedik bir oyuncu talebi gelebildiğini ancak EMIN’in operasyonel olarak bağımsız hareket ettiğini belirtiyor.

*****

Maçın başlamasına en az 2 saat kala stada doğru yola çıkılıyor. Biz de öyle yapıyoruz. Başlangıçta gereksiz gibi gelen bazı detayların aslında ne kadar önemli olduğunu bu arada fark ediyorum. Her şey maça odaklanmayı azamide tutmak için planlanmış. Bol cepli pantolon ve gömlek adeta üniforma gibi ihtiyaç duyulan şeylerin başında geliyor. Telefonlar, değişik renkte kalemler, güneş gözlüğü, küçük bir dürbün, kronometre ve kayıt cihazı hep önceden belirlenmiş yerlerine yerleştirilmiş durumda.

Özel yapım not klasörlerinde ise her ihtimale karşı dijital dosyaların çıktıları var. En büyük yardımcıları ise tabii ki laptop ve iPad. Maçların dosyaları ve futbolcu bilgileri her ikisine de yüklenmiş. Gerektiğinde bilgi bankası (database) üzerinden ek bilgi alınıyor.

Stada geliyoruz. Scoutlar yer seçiminde özgürler. Herkesin maçı seyretmek için tercih ettiği değişik bir yer var. Kimi sahayı yandan gören bir tribünü, kimi de kale arkasını tercih ediyor. Tek ortak tercihleri ise maçı mümkün olduğunca yukarıdan seyretmek. Eğer etraflarında dikkatlerini dağıtacak türde bir kalabalık olursa daha boş koltuklara gittiklerini öğreniyorum.

Tabi böyle büyük bir organizasyonda dünyanın her yerinden scoutlar var. Mutlaka tanıdık yüzlere rastlanıyor. Onlarla yapılan kısa bir selamlaşmadan sonra herkes yerlerine oturuyor. Tabii ben de.

Maç başlamadan dosyalar son defa gözden geçiriliyor, her şey yerli yerine yerleştiriliyor, kulaklıklar takılıyor. Takım kadroları gelir gelmez hemen ilk 11’de öngördükleri formasyona göre kadroyu işaretliyorlar. Bu arada Cemal Belgin bana iPadler’de birden çok uygulama kullanmak zorunda kaldıklarından “şikayet” ediyor. Ancak kendi networklerine özel uygulamanın şu an yapım aşamasında olduğunu ve onunla birlikte işlerinin daha kolaylaşacağını söylüyor.

İlk gözlemler daha takımlar sahaya ısınmak için çıkınca başlıyor. Bilhassa kalecilere odaklandıklarını fark ediyorum. Futbolcuların bazıları ile ilgili kısa notlar alıyorlar. Seremoni sonrası dizilişler düzeltiliyor ve asıl izleme başlıyor.

İlk 10 dakikada bakılan şey, yalızca takımların taktikleri ve yayılışları. Daha sonra ilk notlar geliyor. iPad üzerinden etiketleme ve not almanın yanında kendilerine has stenoya benzer kısaltmalar da kullanmaları dikkatimi çekiyor. Taktik ve dizilişlerdeki değişiklikler ve dakika kayıtları ise kayıt cihazı ile yapılıyor. Duran toplarda hemen iPad ile fotoğraf çekiliyor. Cemal Belgin “Hayatımızı kurtardı namussuz” şeklindeki esprili bir cümle ile bir an için sessizliğini bozuyor. Çünkü scoutlar, maç süresince etraflarında olan hiçbir ses veya hareket ile ilgilenmiyorlar. Durumu bilmeme rağmen bazen alışkanlıkla sorduğum soruya tabii ki cevap alamıyorum. Bir ara telefon çalıyor, Cemal Belgin kulaklıktan dinleyip kapatıyor. O sırada ağzından çıkan tek kelime ise “okey” oluyor.

Maçı neredeyse ifadesiz bir yüzle izliyorlar. Ama oyuncuların yanlış bir tercihi veya kötü bir hakem kararında verdikleri tepkileri de görebiliyorsunuz. Bazı pozisyonlarda, özellikle kontrataklarda, refleks olarak elleriyle pasın atılması gereken yeri işaret ediyorlar. Bekledikleri olmazsa yüz ifadeleri değişiyor.

Bu arada saha kenarına da devamlı göz atılıyor. Isınmaya giden oyuncular not alınıyor, teknik direktörün oyuncularına her talimat verişinde olacak değişiklikleri öngörmeye çalışıyorlar.

Maç sırasında dikkatimi iki nokta çekiyor. Pozisyonları çok kısa sürede algılarken çok da iyi süzüyorlar. Başta hatalı fauller olmak üzere, hakemin neredeyse tüm yanlış kararlarını o anda görüyorlar. Ofsaytlar ise daha bayrak kalkmadan süzgeçten doğru şekilde geçiyor.

Ancak daha da ilginci izlediğimiz karşılaşmada 2 penaltı atışında topun gideceği köşeyi doğru tahmin etmeleri oluyor. Cemal Belgin, daha sonra bunun mantıksal açıklamasını yapıyor. Ben de televizyonda seyrettiğim bir maçta verilen bir penaltı sonrası bunu deniyorum ve doğruluğunu görüyorum. Gerçekten çok ilginç.

Ve ilk yarı sona eriyor. Devre arasında gerekli rapor girişleri ve telefon konuşmaları yapıldıktan sonra bir süre sohbet imkanı buluyoruz. Oyuncular üzerinden karşılaştırma yaptıktan sonra yaptıkları etiketlemeler ve aldıkları kısa notlar hakkında bilgi veriyorlar. İkinci yarı için bazı oyuncular öneriliyor.

Etrafımızdaki scoutların çoğunun maçı nispeten daha rahat seyredip ve az not aldığını söylediğimde Cemal Belgin gülerek “Herkesin mezhebi kendine” diyor. Yani önemli olan nasıl izlendiği değil elde edilecek sonuç.

İkinci yarı da aynı düzen sürüyor. Ama bu defa daha yoğun not alarak devam ediyorlar. Bunun sebebi ise yapılan oyuncu değişikliklerinin ardından buna bağlı olarak ortaya çıkan taktik değişiklikler.

Ve maç bitiyor. Ayaküstü sohbet edilerek hemen çıkış kapılarına yöneliyoruz. Araçlara binip otele gidiyoruz. Yolda kulübün görevlileri ile kısa bir değerlendirme yapılıyor. Otele vardığımızda diğer şehirlerdeki scoutlar ile kısa bir tele konferans toplantısı sonrası gün bitiyor ve sıra merak ettiğim soruların cevaplanacağı Cemal Belgin ile yapacağımız röportaja geliyor.

Birlikte maç seyrettiğimiz 3 günde de aşağı yukarı aynı rutin devam ediyor. Maç olmayan günlerde ise daha uzun ve rahat olarak konuşma imkanı bulup geniş röportajımızı sonlandırıyoruz.

*****

 

 

Hüseyin Özkök: Scout’un herkesin anlayabileceği tanımı nedir?

Cemal Belgin: Maalesef Türkçe’de tam karşılığı olmayan yabancı futbol terimlerinin arasında. Verdiğimiz öneme bakarsanız normal karşılamak lazım.

Doğrudan tercüme edildiğinde öncü en yakın kelime. Transfere veya rakibe karşı taktiğe nihayetinde başkaları karar verdiği için scout bir nevi önden gidip yolu açan kişi.

Avda hedefin rastgele seçildiği düşünülürse, Scout’a yetenek avcısı demek doğru mudur?

“Talent scout” (yetenek scout’u) için konuşuyorsak doğru ama scouting’in geneli için dar kalır. Bilmiyorsan soruya soru ile cevap ver derler. Opposition scout (rakip izleme) ne olacak? Rakip avlayan mı? Antrenör izleyenlere ne ad takacağız? Hoca bulan mı? Gördüğünüz gibi bizim futbol terminolojisine oturmuyor.

Senin bu mesleğe başlama hikâyen nasıl gelişti?

Rastlantı oldu. Bir arkadaşım vasıtası ile GLOBAL SPORTS ile tanıştım. Türkiye pazarına açılmak istiyorlardı. İş modelleri son derece cazip geldi, başladık. Ama çalışma şeklimiz Türkiye’ye uygun değildi, hala da değil, o yüzden bir süre sonra tamamen Avrupa’ya odaklandık.

Niye Oyuncu Temsilcisi oldun?

Scouting’in resmi bir belgesi yok. Sektörel unvan için ya antrenör olacaksınız ya da oyuncu temsilcisi. Adı oyuncu temsilcisi ama FIFA statülerinde göre oyuncu veya kulüp temsil edebiliyor. Yaptığımız işe uygun olduğundan oyuncu temsilcisi lisansını aldım.

Scoutluk mesleğine genelde nasıl başlanmakta?

En başta yeteneğiniz olacak. Bakanlardan değil görenlerden olmanız lazım. Herkes kendisinde var zannediyor ama maalesef kazın ayağı öyle değil. GLOBAL ile ilk tanıştığımızda bana “Ham yeteneğin var ama futbolu bilmiyorsun” dediklerinde afallamıştım. Ama sonradan adamların haklı olduğunu anladım.

Sonra bu işi gerçekten sevip cefasına katlanmaya hazır olacaksınız. Öyle televizyondan “laylaylom” maç izlemeye benzemez. Herkes işi business uçuşlar, lüks oteller, limuzinler, localar zannediyor. 2 saat seyrettiğin maçın önü arkası 10-20 saat hazırlık var. Hafta sonu zaten yok, yazın açık sezonlar, turnuvalar. Lokal scout olacaksan biraz daha rahatsın ama o zaman da kısıtlı kalırsın.

Scoutlar için herhangi bir okul var mı? Yoksa bu mesleğe atılmak isteyenler tecrübeli scoutların yanında mı yetişiyor?

Her kulüp, her şirket birer okul zaten. Ne kadar öğrenebildiğin senin kapasitene bağlı. Vermeyince mabut neylesin Mamut.

Bu işin 3 temel eğitim girdisi var.

1) Okuma

2) Görsel eğitim

3) Canlı çalışma.

Bana ilk aşamada okumam gereken kitapları verdiler. Ardından raporlar ve analizler geldi. Sadece maç raporu değil, network dahilinde karşılıklı katkılar ile oluşan raporlar. Bazıları 100 sayfayı geçiyor. Ve hala haftada ortalama 1.000 sayfa okuyorum.

Ardından 8 haftalık bir görsel eğitim ve eşzamanlı olarak firma bünyesindeki scoutlar ile beraber saha çalışması yaptım. Ondan sonra da bir yerde kendi öğretmeniniz oluyorsunuz.

Ama ben gene şanslıydım çünkü GLOBAL sayesinde 7 sene piyasadaki en iyilerin yanında yetişme imkanım oldu. Çoğu her scout’un bu imkanı olmuyor.

Dünyadaki Scout’ların büyük çoğunluğu futbolculuktan gelmiyor. Sebebi nedir?

Futbolculuktan gelen scoutlar da var. Özellikle bazı büyük kulüpler hem kendi stillerini hem de kulübün iç yapısını bildikleri için eski futbolcularını tercih ediyorlar. Bazı süreçleri atlayabiliyorlar. Tercih meselesi.

Futbolcudan scout olur da her futbol oynayan direkt scout olacak diye bir kaide yok. Büyük futbolcu büyük antrenör korelasyonuna benzer. Don Arrigo Saachi’nin dediği gibi jokey olmak için öncesinde at olmak gerekmiyor. Manchester United’ın yeni baş scout’u eskiden turizmciydi. İyidir, kötüdür ayrı ama faal futboldan gelmesi gerekmiyor.

Futbolu bırakan eski oyuncular bu mesleğe neden çok fazla rağbet etmemekte?

Işığa alışmış geri planda çalışmak istemiyor. Fırsat maliyeti de büyük etken. Antrenörlük yapıp nispeten daha rahat ortamda kıyas götürmez paralar kazanmak daha cazip gelebiliyor. Cevabı aslında problemin kendisi. Önemsemiyor oysa %90 kendisini keşfeden de bir scout.

EMIN ile ilgili “Reengineering Scouting” diye bir makale okumuştum. Biraz bahseder misin?

Bizim iş modelinin temelinde esneklik ve nokta atışı yatar. Her müşterinin şartları ve hedefleri ayrıdır. Yaptığınız anlaşmaların süre ve münhasırlığı da hakeza. O nedenle her proje için ayrı bir plan oluşturmak gerekiyor.

Müşterinin kurumsal yapısı, mali imkanları, bizden talepleri, hedefleri, bulunduğu ülke ve en önemlisi kapsamak istediği coğrafya. Sadece ülke yetmez, her ülkedeki lig basamakları bile ayrı uygulama gerektirir.

Bahsettiğin esneklik ve nokta atışını nasıl sağlıyorsunuz?

Kulüplere hizmet seçiminde modüler çalışma imkanı sunarak. Lego gibi düşün. İstediği hizmet en alttadır, genelde de oyuncu izleme. Her ülke ve her lig bir modül. Projenin süresi, izleme yapılacak mevki sayısı, buralardaki alternatif oyuncu adedi, oyuncu başı maç sayısı hep belirleyicidir.

A takım, rakip, akademi, antrenör izlemeler ayrı değerlendirilir. Kulüp içi ortak çalışma, insan kaynakları, yeniden yapılanma gibi aklınıza gelecek tüm operasyonel hizmetler modüller oluşturur. Bu sayede müşteriye en uygun modeli oluştururuz, özellikle de mali açıdan yıkım olmaması için.

Genelde düşük kapsamlı başlanıyor ama müşteriden mutlaka ek talep gelir. Uzun soluklu işlerde sonuna doğru bir bakıyorsunuz ekip halinde Futbol Direktörü’nün (Cemal Belgin bu pozisyonu DoF, Director of Football olarak tanımlıyor) görevlerini üstlenmişsiniz.

Kulüple ilk temas ve anlaşmayı nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

Bizim satışımız var ama pazarlamamız yok. Başından beri böyle tercih ettik çünkü mümkün olduğunca bir proje sürecinde tek müşteri ile çalışmayı hedefliyoruz.

Müşteri ile ilk görüşmeden önce kulüp ve özellikle mevcut takımları üzerinde çalışırız. Ardından toplantı gerçekleşir. Beraber çalışabileceğimize inanırsak hemen mali analize geçilir. Bütçeler, kendi futbol bütçeleri ve projenin bütçesi, belirlenir. Teklif-kabul kısa sürer, el sıkışırsak hemen başlarız.

Bu noktadan sonra işin sonuna kadar geçen süreç nasıl işliyor?

En çok gelen talep olan oyuncu izleme üzerine gidersek, önce müşterinin bulunduğu şehirde geçici ofis kurarız. Diğer scoutlar’ın ülke ve bölge dağılımları zaten bellidir.

İzlemeler yapılır, bilgiler EMIN database içine ve ek olarak varsa müşterininkine girilir. Önceden belirlenen aralıklarda kulübün kendi scoutlar’ı da izleme yapar. Bu kesin şartımız zaten.

Karar aşamasında alternatiflerin temsilci veya kulüpleri ile temas kurup mali porteyi belirledikten sonra sıralamalar kesinleşir. Burada top artık müşteridedir. Biz pazarlıklar ve sözleşmeler için de desteğe devam ederiz, ta ki imzalar atılana kadar.

Nasıl bir yöntem izlediğinizden bahsedelim istersen

İşin en zor yanı elinizdeki imkanları verimli kullanıp, müşteri ile uyumlu hale getirebilmek. Ana unsur müşterinin imkan, ihtiyaç ve parametreleridir. Elden geldiğince uyum sağlamaya çalışıyoruz ama bazen tıkanmalar oluyor.

Oyuncu izlemede tercih ettiğimiz yaş tavanı kaleciler hariç 25, taban ise 18. Coğrafi olarak Kıta Avrupa’sı, özellikle de Kuzey tarafı ile eski Doğu Bloku’nda faal olmayı tercih ediyoruz. Afrika, Fransa’nın bir bölümü hariç Akdeniz aksı, Amerika Kıtası ülkeleri ise kapsama alanımız dışında kalıyor. Müşteriden ısrarlı talep gelirse bazı yerleri dahil edebiliriz ama bugüne kadar özellikle yapmadık. Müşteriye astarı yüzünden pahalı geliyor.

Yaş sınırlarını neye göre belirlediniz?

Mantığı gayet basit. Oyuncuyu maliyet değil kar merkezi olarak görmeniz lazım. 5 yıllık sözleşme ile 25 yaşında oyuncu alırsanız, en geç 3. senede bir karar verirsiniz. Sözleşmede uzatma yaparsanız problem yok ama bir sebepten anlaşamaz veya elden çıkarmak isterseniz hala değeri vardır. Keskin bir DoF bu süreci karlılıkla idare eder, biz de kendilerine para kazandırmış oluruz.

Alt sınıra gelince, oyuncu 14’üne kadar gerekli motor yeteneklerini almalıdır. 18’ine kadar tecrübe ve kuvvet kazanır. En geç 25’te ise öğrendiği kadar olmuştur. Bu nedenle 17-19 arası geleceği kestirmek için uygun bir aralıktır bizim için.

Akademi için senaryo ayrı doğal olarak. Bu arada eğer malın iyisini görürsem daha aşağıya mutlaka inerim. Bağnazlığın alemi yok.

Coğrafi seçimlerinizin sebepleri neler?

Tamamen verimlilik ile alakalı. Bazı ülkelerin futbol dili, kültürü ve iş ahlakı diğerlerinden baskın. Sıcak iklimlerin oyuncularından bugüne kadar yeterli oranda isabet kaydedemedik. Bizden kaynaklanan bir durum değil, bakın piyasaya fotoğrafı görürsünüz. Belirlediğim bölgelerde yeterinden fazla iyi oyuncu var. Ne diye ütopya peşinde koşayım.

Proje için iç yapılanmanız nasıl oluyor?

Bahsettiğim 4 scout’tan en az birisi proje sorumlusu olarak görev alır. O’nun dışındaki çemberde proje süresince anlaştığımız scoutlar olur. En dışta ise per diem yani günlük olarak angaje ettiğimiz, genelde lokal olan, scoutlar bulunur.

Yapılanmada optimum verimliliği nasıl sağlıyorsunuz?

İşe göre adam seçerek. Bizde sabit scout sayısı 4. Bunun sebebi işte bu operasyonel esneklik. Klasik scouting’in eksik kaldığı yer burası. Eğer 10-12 scoutu bünyenizde tutarsanız maliyeti kurtarmak için her işe aynı adamlar gider. O zaman da yaptığınız iş güdük kalır.

Oysa biz network üzerinden çalışıyoruz. EMIN’in sabit ekibinde en az tecrübesi olan, ki bu kişi de benim, 8 yıldır bu işin içinde. Bu kadar süre içinde çalıştığımız scout sayısı 500’ü geçmiştir.

Aralarında iyi olanları yetenek, bilgi ve uzmanlık olarak 3 basamağa ayırdık. Her yeni proje için değişken ekip oluşturuyoruz. Bu sayede verim ve isabet oranı yüksek oluyor.

Scout seçiminizi nasıl yapıyorsunuz?

Taşa yazılı bir kuralım yok ama futbol oynamamış scoutlar ile çalışmayı tercih ediyorum. Eski futbolcu kafasında kendi bilgisi ile geliyor. Eğer futbol düşüncesi doğru değilse bu sefer verim alamıyorsunuz. Eğitimi 20 sene önce almış, eğiten de ondan bir 20 sene önce yetişmiş. Kendisini geliştirmemişse 40 yıllık bagaj demektir. Bize ağır.

Bununla birlikte; bünyemizde Dünya Kupası finali oynamış bir scout var. Biz daha sahada kim ne yapıyor diye bakarken O oyuncu seçiyor. Daha yanıldığını da görmedim. Gel de çık işin içinden.

Seçimlerinizde hangi özellikler öne çıkıyor?

Kaç yıldır scout olduğu, hangi kulüplerle çalıştığı, futbol oynayıp oynamadığı önemli değil. Raporlama ve metodolojiyi de 1 ayda gösteririm, 6 ay içinde işini yapar hale gelir.

Bakmanın haricinde görmesi, üstelik benim göremediğimi görmesi ayrı bir perspektifinin olması lazım. Benimle aynı fikirde olmasını da beklemiyorum, üstelik istemiyorum. Çeşitlilik iyidir. İşinizi sağlama alırsınız. Bu kadar zamandır daha aynı ilk 11 üzerinde anlaşabildiğimiz olmadı.

Ama en önemlisi sahip olduğu bilgi. Sadece mesleki değil, ulaşabildiği bilginin miktarı ve kalitesi en büyük etken. Scout bilgi ile yaşar. Nereden alırsa alsın, ister antrenörden ister gazeteciden, yeter ki doğru ve eksiksiz bilgi ile gelsin. Yoksa sen Ahmet’i beğenmişsin, ben Mehmet’i. Aramızda çok fark olmaz.

Çalışma ve sadakatten bahsetmiyorum bile çünkü bunlar meziyet değil zaruret.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Bu sayfa şuana kadar 5582 defa görüntülendi.

futbolbook

Diğer Manşetler

Sayfa

‹‹ 1 2 3 4 5 6 ››
futbolbook