Scouting’in şifreleri

futbolbook

Scouting’in şifrelerinin DEVAMI...

Mesleki bilgisinde neler önemli?

En başta taktiksel bilgisi. Ne izlersen izle, oyuncu, antrenör, rakip, sonunda hepsi taktiğe dayanır. Nedir taktik? Diziliş + oyun stili. Şimdi abartıyorum diyecekler ama scout’un taktiksel bilgisinin en az bir antrenör kadar olması lazım ki her türlü izlemenin hakkını verebilsin.

Sahada ne zaman nereye bakacağını bilmesi lazım. Hala korner atılırken köşeye, kale vuruşunda kaleciye bakan scout var. Atamadık gitti bazılarının kafasından.

Veya maç başlıyor harala gürele not alıyor. Yahu bir dur. Önce taktiği çöz. Çözmeden oyuncunun taktiksel algılamasını, saha içi disiplinini nasıl değerlendireceksin. Bu yüzden ham yeteneği olanları olabildiğince erken yakalamaya gayret ediyoruz. Bana bakan adam değil gören adam lazım.

Gören ile bakanın farkı nasıl oluyor?

En basitinden eğer yazdığı raporun aynısını ben televizyondan izleyerek yazabiliyorsam scout değil spiker demektir. Benim gördüğümü bana anlatmasına ne ihtiyacım var?

Ne göreceğini ve nasıl göreceğini bilmesi gerek. Oynanan oyunun geometrisini görebiliyor mu? Her iki takımın taktik ve kontralarını fark edebiliyor mu? İtalya’da bir maçta karşılıklı 3’er kontra gördüğümüz oldu. Bu dediklerimden bihaber ise boşa gitmiş demektir.

Futbolcuda peripheral (çevre kontrolü) kadar önemliyse, scout içinde o derece önemlidir. Bunun kısa eğitimi ama uzun idmanı var. Çoğu da günlük hayatta yapabilecekleri şeyler. Başlangıçta haftada 1 veya 2 maç sadece peripheral için seyretmeleri lazım. Seviyesi önemli değil, canlı olsun yeter.

Oyuncuyu sadece primary (öncelikli) pozisyonunda değil başka pozisyonlarda da canlandırabilmesi lazım ki tek oyuncunun kimliğinde müşteriye çoğul imkan sunabilelim. Uzatmayayım çünkü içine girersek çıkamayız.

Performans kriterleri nelerdir?

Herkes scouting’i sadece gidip oyuncu keşfetme zannediyor. Oysa, bu işin %99’u kimi almayacağınıza karar vermektir. Keşif kotanızı da kalan %1 ile rahat rahat doldurursunuz.

Bir scout’a “Bana senede 10 oyuncu getireceksin” diyemem. Zaten 100 oyuncunun 80’ini başkaları da takip ediyor. Kota verip hurdacılık yapamam.

Bizim aradığımız herkesin bakmadığı oyuncuyu bulmak. İster izlediğin lig ve ülke ile ister yetenek ve çalışman ile. Ama sonuçta getirdiğin keşif miktarı ve kalitesi zaten senin kariyerinin başarısını belirler.

Scoutlar’ın yelpazesine giren işler nelerdir?

Oyuncunun ilk keşfinden transfer aşamasının sonuna kadar gerekli olan tüm çalışmalar.

Maç izleme ve sahada gördükleriniz bütünün sadece %10’unu oluşturur. Scout bana her türlü bilgiyi eksiksiz ulaştırmakla yükümlü. Özel hayatı, aile yapısı, oyunundaki gelişim ve en önemlisi karakteri ve mantalitesi. Bunların tümü olmadan rapor nihai halini alamaz. Kör atış yapamayız.

Eğer oyuncu için son aşamaya gelmişsek ilgilenen başka kulüpler, o kulüplerin alternatif hedefleri, alternatifler ile ilgilenen başka başka kulüpler.

Transfer aşamasında kontrat kontrolü. O da bizim işimiz. Bizim ekip ile her avukat bir olmaz, olamaz. Gerçekten uzman olan avukatlara lafım yok ama bedavadan burnuma hukuk diploması sallamayacak. Ben her sene yeniden sınava girecekmişçesine FIFA, CAS ve 4 federasyondan 300’ün üzerinde yeni uyuşmazlık çözüm dosyası inceliyorum. Boşa karnım tok.

Karışık geliyor değil mi? Ama bu bilgiler ile donanmadan pazarlık masasına nasıl oturacaksınız? Gittim, gördüm, beğendim top sizde olmaz. Kulüp bana konu mankenliği için para vermiyor.

Scout kaç oyuncu birden izler?

Scout`a göre değişir. Kulüp scoutları için ortalama 150, bağımsızlarda çok daha düşük. Bizde uzun liste 120, kısa liste 60 civarındadır. Her scout için asgari yıllık maç izleme eşiği 200 olduğu için problem olmaz. Ek olarak kendi bünyemizde pasif monitor ettiğimiz oyuncular var.

İzlemenin kıstasları nelerdir?

Mevki fark etmeksizin 3 temel kriter var.

1) Pozisyon bilinci

2) Taktiksel algılama

3) Karar kalitesi.

Sonrasında mevkiye özel kriterler devreye girer, en son müşterinin parametreleri, mali imkan, hedef ve takım yapısına göre şekillendiririz.

İsabet oranı ne düzeyde?

%100 tutturdum diyen scout yalan söylüyordur. Her scout’un isabet ve ıska olarak 2 listesi olur. Çünkü sizin kontrol edemeyeceğiniz harici faktörler var. Ama mühim olan isabet listesinin diğerinden uzun olması. %80 - %20 oranını yakalayabiliyorsanız işinizi iyi yapıyorsunuz demektir.

Bir scout oyuncu hakkında nihai raporunu verene kadar kaç maç izler?

Çok değişken var. Dahili olarak oyuncunun kendisi, oynadığı lig, scout’a olan uzaklığı. harici olarak ise müşteri ile yapılan anlaşmanın çerçevesi belirleyici. Bizim kabul ettiğimiz alt sınır bir sezona yayılmış 6 maç.

Raporlama içeriği ve süreci nasıl şekilleniyor?

Temel içerik pek değişmez. Detaylar izleme çeşidi ve müşteriye göre değişir. Scout taslak raporunu en kısa zamanda database’e girer. Sonradan süre notlarına bakarak tekrar kayıttan izleyip son halini verir.

Oyuncu ile rakip izleme ayrıdır. Turnuvalar da farklıdır. Oyuncu izlemelerde hafta sonunun ardından Pazartesi telekonferans ile değerlendirme yaparız. Salı günü nihai raporlar bitmiş olur.

Rakip izlemede istenmişse görsel içerik katılır ama düzgün kulüplerin kendi ekipleri var. Süre notlarını iletmekle yetiniyoruz çoğu zaman.

Turnuvalarda tamamen oyuncu ağırlıklı olduğu için müşterinin personeli ile gün sonu mutlaka değerlendirme yaparız. Hem listede olan, hem de listeye yeni girmesi gereken oyuncular için.

Turnuva performansı ile oyuncu almama gibi bir prensibim var ama Yaş altı turnuvalarında bazı istisnalar yapmak gerekebiliyor. Hızlı hareket esnekliğiniz olacak. Bu turnuvada (U-20 DK) ağırdan aldıkları için oyuncuyu nasıl kaçırdıklarını sen de gördün.

Aynı oyuncu için değişik görüş bildiren scoutlar olduğu durumlarda uygulama ne olmaktadır?

Çapraz raporlama yaptığımız için normaldir. Her scout’un kendi kriterleri var ama temel kriterlerde bir fark olmaması lazım. Genelde problem müşteri parametrelerine uyum da çıkar. Scout sadece kendi gözüyle bakamaz, mutlaka müşterinin parametrelerine uyması gerekir.

Bu durumda inisiyatifle ek izleme yaparız. Daha üst düzey scout devreye girer ama nihayetinde çözümlenir.

Az önce pasif monitör dedin. Bunun anlamı nedir?

Bir oyuncu için rapor verdiniz, olumlu veya olumsuz, ve oyuncunun durumunda raporunuzun tersine bir gelişme oldu. Bunu takip etmeniz ve çelişkinin sebebini bulmanız lazım. Bizden mi kaynaklanıyor, yoksa öngöremediğimiz bir gelişme mi oldu? Hata bizden kaynaklanıyor ise tekrarını muhakkak engellemek lazım.

Biraz daha açabilir miyiz?

Olumsuz rapor verdiğiniz oyuncu büyük bir transfer yaptı. Hemen monitöre girer. Önce transferin arka planına bakarız. Sonra takip başlar.

Tersi için de geçerli. Olumlu rapor verdik, oyuncu kötü çıktı. Sebeplerine bakarız. Kulüpten mi yoksa kendisinden mi kaynaklanıyor? Neyi atladık? Gene monitöre alınır. Kaçak neredeyse mutlaka ortaya çıkar. Hata her zaman olur ama tekrarını kabul etmiyoruz.

Ne kadar süreyle monitörde kalıyor?

Listeden düşene kadar. Ya bizim haklı olduğumuz ortaya çıkar veya hatamızı buluruz. Her iki durumda da kazancımız var. Bu metodu çok fazla firma veya scout yapmıyor. Biraz yük getiriyor ama biz büyük faydasını gördük.

Ne tür araçlardan faydalanıyorsunuz?

Katalogda olan her türlü aracı deneriz, işimize yarar ise kullanırız. Bazen de modifikasyon yapıyoruz.

Kendi rapor formatımız var, scout hemen online olarak raporunu database içine aktarıyor. Ipad resmen hayatımızı kurtardı ama doğru düzgün scouting uygulaması yok. Kendimize özel yazdırıyoruz ama biraz uzun sürecek, zira geri dönüş için az vakit ayırabiliyoruz.

Görsel kayıt hizmeti sunan firmalar da var. En azından oyuncuyu almamaya karar verirken işimize yarıyor ama onların da kapsadığı ligler bize pek uymuyor. Aşağı ligleri vermiyorlar, özellikle 3. basamaktakileri. Bundesliga 1’den, La Liga’dan bana ne? Herkes izliyor zaten.

Scouting'de televizyondan maç izleyerek rapor tutulabilir mi?

Tutulur. Raporu gönderdiğin adam da sana tutulur. Var öyleleri. Oturuyor evinde, bütün hafta sonu maç seyrediyor sonra ortalara fırlıyor şu kadar maç seyrediyorum diye. Raporları gönderiyor kopyala-yapıştır yapmış, sağında solunda ufak tefek değişikler var.

Peki, diyelim televizyondan izlemek zorunda kaldınız. Televizyon en fazla hangi konularda fikir verebilir?

Ekrandan oyuncu bulmak için izleyebilirsin. Ya da bir oyuncuyu almamaya karar verirsin ama transfer için karar cansız (canlı izlemeden) olmaz.

Bir maçta oyuncunun topla ortalama oynadığı süre 2 dakika. Xavi 3 dakika oynar, Ronaldo 4. Orada biter.

Kadraja girdiği süre ile birlikte taş çatlasın 15 dakika görüntüde kalır. Geri kalan 75 dakikada ne yaptığına bakmadan buradan adam almaya kalkarsan da isabet ihtimalin %16. Sonuçlar da bunu doğruluyor.

Futbol değişkenler üzerine kuruludur. Her aksiyon farklı oluşur ve gelişir. Canlı izlemezsen değerlendireceğin oyuncunun pozisyon alışını, oyuna girişini, arkadaşlarını oyunun içine getirmesini nasıl gözlemleyebilirsin?

İstatistik ve analizin işinize katkısı ne düzeyde?

Olmazsa olmaz. Ancak, burada bir sıkıntı var. Hangi istatistiği nerede kullanacağınızı iyi bilmeniz lazım, aksi takdirde vitrin süsü olur. Takım ile oyuncu istatistiği bir olmaz. Bazı rakamlara bakarak daha seyretmeden bir takımın problem alanlarını görebilirsiniz.

Mevki bazında da hangisini alacağınız son derece önemli. Hala oyuncunun koştuğu mesafeye takılanlar var. Bana ne, ne kadar koştuğundan. Haraya at mı bakıyoruz? Beni doğru koşup koşmadığı ilgilendirir.

Defansif orta saha diyorsun nerede duracağını bilmediği için topun peşinde soytarı oluyor. Oysa, 1 metre yana kayarak kapsama alanını neredeyse iki katına çıkaranlar var.

Bek kanattan bilmem ne kadar bindirme yapmış. Kardeşim yaptığı ortaların isabet oranı %3.5. Hayatını rakip alanda geçirse ne olur?

Stoper öngörü ve algılaması zayıf olduğundan yerlerde geziyor, cesur yürek oluyor. Biraz pozisyon bilgisi olsaydı da kedi olsaydı, takımına faydası artardı. (Cemal Belgin burada da Türkiye’deki yerli ve yabancı oyunculardan bazı isimleri örnek olarak veriyor)

O zaman Moneyball filmindeki yaklaşım doğru mu oluyor?

Tam tersine. Takıldılar filme dillerine pelesenk oldu ama asıl terim sabermetrics. Futbol, beyzbol veya basketbola benzemez. Açık oyundur.

Ortalama bir oyunda 200’e yakın değişken ile 2.500 civarında aksiyon var. Sezon boyunca yarım milyon data noktası demektir. O nedenle sınırı iyi belirlemeniz lazım. Amaca en uygun bilgiyi sondajlamak şart. Yoksa Comolli “şarlatanı” gibi Manchester United’ın verilerini kullanıp Liverpool’a transfer yapar işi de batırırsınız.

İstatistik sadece fikir verir, esas olan her zaman gözünüzdür. Sahada oynayacak oyuncuyu kağıttan seçerseniz geçmiş olsun, ki kulüplerin %90’ı bunu yapıyor.

İstatistik sağlayan çok iyi 3 firma var ama gene de oyunun doğası nedeniyle hala kısıtlı kalıyor. ABD’de küçük bir firma buldu bizi. Çok değişik bir yaklaşımları olduğundan işbirliği yapıyoruz. Özellikle pozisyonda oyuncu kararının analizine yönelik derinlik üzerine. Eğer becerebilirsek şarkıdaki gibi “bizi kimse tutamaz”.

Çok yetenekli bir oyuncunun alınmamasına karar verilen ilginç detaylar neler olabiliyor?

Detaya girersek içinden çıkamayız. Potansiyel ile performansı ayırmak lazım. Oyuncunun tüm yetenekleri vardır ama karar yetisi ile pozisyon bilgisi düşükse benim işime yaramaz. İsterse Messi’nin teyzesinin oğlu olsun.

Oyunu görüyor ama okuyamıyorsa istediğiniz kadar uğraşın olmayacak demektir. Oyunu okumayı ara pas atmak zannedenlere de uyarı olsun.

İyi oyuncu ile iyi oynayan oyuncuyu da ayırmak gerekir. Kuvvet, hırs, teknik, atletik yapı bir oyuncunun hedefe gitmesini, yani yeteneklerini takımın hizmetine sunmasını sağlayan faktörler. Ama sonucun araçlarıdır kendisi değil.

Hakeza kendisine oynayan oyuncu ile de işimiz olmaz. Kendine oynayan rakibe, takımına oynayan kendine oynar.

Yerde geçirdiği zaman ayakta geçirdiğinden fazla olan, her fırsatta kurnazlık yapıp avantaj elde etmeye çalışan topçuyu da katiyen listeye almam. Genç oyuncular farkında değil ama bu tarz oyuncular zannettiklerinden daha rahat fark ediliyor.

Son olarak bir şey ekleyeyim. Benim için en büyük gösterge sahadaki takım arkadaşlarının oyuncu ile olan ilişkisi. Bunu da daha fazla açamam, meslek sırrı. Ne demek istediğimi bilen varsa hemen CV gönderebilir.

Kulüplerin bünyesinde yer alan scout ile serbest çalışan scout arasındaki farklar nelerdir?

Kulüp scout’u daha dar bir çerçevede çalışır zira çalıştığı kulübün tarz ve imkanları ile biraz kısıtlıdır. Oysa bağımsız scout için her kulüp potansiyel müşteridir. O nedenle daha iyi ve keskin buluyorum.

Bir de kulüplerde “hamili kart yakınımdır” biraz fazla işliyor. Ya eski futbolcu ya da birisinin bir şeyi. Bizim gözümüzde büyüttüğümüz bazı kulüplerde öyle scoutlar var ki, defterimi tutturmam. Bazen de bir scout’la karşılaşıyorsunuz safi göz. Bir gün mail geliyor, kulüpten ayrılmış. Neden? Başkanla oyuncu konusunda ters düşmüş. Yapmayın, etmeyin, dinleyen yok. Allah razı olsun deyip listeye alıyoruz.

Menajer gözüyle bakmakla scout gözüyle bakmanın farkları?

Temsilcinin fazla seçme lüksü olmaz. Ne kadar ince elerse elesin sonuçta azami işlem yapmak zorundadır. Bunda da bir yanlışlık yok işin gereği bu. Bu bağlamda oyuncunun kariyeri üzerinde yapacakları planlama da sınırlı oluyor, nereden en iyi imkanı sağlarsa oraya verir.

Scout ise daha maçı seyrederken bile müşterinin takımında nereye, daha mühimi nerelere oturtacağını düşünür. Oyuncuyu transfer ettirme gibi bir zorunluluğu da yok. O nedenle daha az sapma ile çalışır.

Scoutlar’da gördüğünüz yanlış ve eksikler neler?

Tarz ve stil olarak 4P ile sınıflandırıyorum ve ama hala Türkçe’de tam karşılığını bulamadım. 4G olarak çeviriyorum ben bile memnun kalmadım ama çare yok. Neyse, bilgiyi verdik açıklaması yok. (Daha sonra uzun uzadıya anlatıyor ama hakikaten tam karşılığı olmadığı için yazmadık)

Bunlar neyi nereye kadar görebildikleri ile alakalı. En büyük yanlış ise plansız ve sadece günlük olarak gördüğünü değerlendirmek. Tezat gibi gelecek ama değil. Bir maçta 35/36 yanlış pas atan oyuncuyu bazen olumlu değerlendirirsiniz, hat-trick yapanı listeye almazsınız.

İzleme öncesi hazırlıklarını iyi yapmıyorlar sonra oyuncu primer pozisyon dışında oynayınca afallıyorlar. Bakacağı oyuncu oynamıyor, yaramaz o zaman diye peşin hükümlü. Oysa, kulübü belki yerine oynayan oyuncuyu satacağı için istatistiklerini parlatmaya çalışıyor.

Taktik analizi öğrenmiyorlar, o zamanda bütün değerlendirme zıvanadan çıkıyor.

Planlı çalışmıyorlar. Hafta sonu Chelsea-Arsenal maçından sana ne? Neyi , kimi göreceksin? Taktiksel gelişim için izliyorsan git gece kayıttan bak. Sonra da maç izledim diye çentik atıyor.

En önemlisi okumuyorlar. Zul geliyor.

Türkiye’de bu mesleğe hevesli olan kimse yok mu?

Meraklısı çok da yapmaları gerekenleri anlatınca geri dönen yok. Ben scout olmak istiyorum diyen kimseyi geri çevirmedim. Hepsinin yüzü burada. Mutlaka yardım ettim ama daha bir kişi geri dönmedi. Oysa, en çok aradığımız yeteneği olup, tecrübesi olmayanlar.

İşlerine gelmiyor çalışmak. Oku kardeşim diyorum, tınlayan yok. Alak suresinin ilk kelimesi “İkra”. Arapça da oku demek ama Rusça’da havyar. Bizimkilerin de farkı yok. Oku diyorsun havyar peşinde. 6 ay sonra geliyor, 2 soru soruyorsun hala aynı yerde. En pahalı sermaye tecrübe. Bedava veriyorum alan yok. Ucuz etin yahnisi zannediyorlar.

Yeterli eğitimi alma imkanları olmadığından olabilir mi?

Yahu ben geçtiğim yolu zaten adım adım veriyorum. Önce bir temelinden başlasınlar sonra tecrübe gelir. Yapacağı solo çalışma en fazla 1 sene. Kaldı ki, yaşları genç, imkanları da var. Ne diye bu kadar zor geliyor?

Bak Hamdi Serpil Tüzün Üstat Rizespor’un altyapısının başına geçti. Birleşsinler, gidip Rize’de bedava yanında çalışsınlar. Kesin konuşmayayım ama geri çevirmez. Yanında dursalar ortada gezen zibidilerden daha üst düzey hale gelirler.

Niyet var ama aksiyon yok. Sonra bir dudağı yerde, bir dudağı gökte adamların verdiği yamuk yumuk bilgiler ile meslek sahibi olmaya çalışıyorlar. Sıvacı ustası tamam da inşaatı kim yapıyor zannediyorsun?

Şimdi aklıma geldi. Genç bir arkadaş aradı yıllar önce ters kademeyi sordu. Ben bilmiyorum. Bakıyorum bulamıyorum, ustalarıma soruyorum duymamışlar. Sordum nereden duyduğunu, bir yorumcu söylemiş. Söylediği pozisyonu bulup baktım, vallahi dumura uğradım.

Bek olması gereken yere geç kalıp son anda topa girmiş. Neymiş ters kademe. Zorunlu sünnet gibi. Kardeşim bir şey ya sünnettir ya farz. Zorunlu sünnet olmaz. Yorumcu kimsenin bilmediğini kendi biliyor diye gösterecek ya, icat edivermiş. Bak gencecik çocuklar eksi yazacakları pozisyonu artı değerlendiriyor. İlber Ortaylı Hoca’nın dediği gibi niye atıyorsun?

Türkiye’de hiç yetişmiş scout yok mu?

Olmaz olur mu? Yer gök scout. Ronaldo ile Messi’yi 12 yaşlarında keşfedenlerin büyük çoğunluğu Türkiye’de zaten. Yakında A futbolcusunu daha Z takımında keşfetmemiş olana kız vermeyecekler.

Şaka bir yana, son zamanlarda bu sertifika olayı sardı ortalığı. Sadece Türkiye’de değil, her yerde kursa gidip belge alıp scout diye karşınıza çıkıyorlar. Bir maçın geometrisini anlat dediğinde de orta saha yuvarlak, kornerler çeyrek daire diye zırvalıyor.

Bu kurslar gereksiz mi?

Niye gereksiz olsun, öğrenmek gibisi var mı? Ama el insaf. 9 yıldır bu işi yapıyorum. Canlı 2.000, cansız (televizyondan) gene bir o kadar maç izlemişliğim vardır. Hala turnuvalarda 30 yılını bu işe vermiş duayenlerden ne öğrenirim diye çanta taşıyorum. Adamlar benim bildiğimi unutmuşken 8 haftalık online kurs sonrası scout oldum diye nasıl ortaya çıkarsın?

Ama Türkiye’de dünyaya scouting’i öğrettiğini iddia edenler var.

Kimmiş o cevher? (İsmini veriyorum, hemen internetten bakıyor) Kendisi burada değil, arkasından konuşmayalım. Ama bizi boş verin de Hamdi Serpil Tüzün üstada çok ayıp olmuş.

Global scouting çerçevesinde bir Türk’ten bahsedeceksek sadece üstadı konuşabiliriz. Bana yurtdışında sordukları tek Türk kendisidir. 20 küsur yıl önce bir UEFA toplantısında karar kalitesi için söylediği tek cümle bugün scouting’in temel taşı olmuş. Keşke bu işe 20 yıl erken başlayıp yanında çırak olabilseydim. Neyse, ben öğrenen adam olarak kalayım.

Fakat sen de scouting eğitimi veriyorsun

Ben hayatımda o kelimeyi kullanmadım. Yanında yetiştiğim ve hala da yetişmekte olduğum bu kadar usta varken ben hangi cüretle scout yetiştiriyorum diyebilirim?

Zaten bizim yaptığımız farklıdır. Sadece yönlendirme yapıp, bilgi ve tecrübelerimizi aktarıyoruz. Sonrası Onlar’a kalmış.

Türk Futbolu’nun scouting’e bakış açısını nasıl görüyorsun?

Bir gözlerini kapatıp bir gözlerini kısarak. Oyuncu iyi değilse oyun da kötüdür, kaçış yok. En önemli unsur, yani oyuncu bulmak, hep geçiştiriliyor. Tutturmuşlar bir izleme komitesi, eski topçular, yöneticiler adam bakıyor.

Scouting departmanı kurmuş bir takım, bakıyorsun maliyetleri artmış, gelenler 30’a yakın, aralarında bu kim ola acaba dediğin isim yok, hep tanınmış isimler. Scouting mi şimdi bu?

Efenim kulüpler scout kullansın. Olur kullansın da scout nasıl çalışır haberleri yok. Ayda alacağı 1,500-2,000€ ile her hafta 4 maç, aile yok, şartlar berbat. İyi adam kalır mı elinizde?

Bulduğu oyuncunun performansı, değeri ve transferi ile kazanacak. Eğer independent (bağımsız) scout ise one-off (bir kerelik) bir fee (bedel) alır. Münhasır çalışıyorsa veya kulübün adamı ise oyuncunun kaldığı süre, aldığı dakika ve satışından, belirlenecek dağıtım anahtarı ile nemalanır.

Daha bu prim yapısından haberiniz olmadan kulübe scout doldurursanız, Onlar da kulübü işlerine gelen oyuncu ile doldururlar. Zira, bulduğu oyuncuyu zaten oynatmayacaksanız ortada performans kriteri diye bir şey kalmıyor. O zaman şeytan adamı yoklamaya başlar.

Türkiye’de neden faaliyet göstermiyorsunuz?

Kiminle nasıl çalışacağız? Daha anlattığımı anlamıyor çoğu. Anlayanın da işine gelmiyor. Uzun işmiş. Bu kadar sene kulağınızın üstüne yattıktan sonra ne olacaktı?

Geçen sene bir tanıdık rica etti diye bir başkan ile görüştüm. Dost sohbeti belki 3 kuruşluk faydamız olur diye.

Toplantıya bir DoF getirdi, eleman üç kere beş otuz beş. Neyse, temelden anlatmaya başladık birden başkan dönüp Türkiye’de ki en iyi scouting ekibinin kendilerinde olduğunu başka ne yapabileceğimizi sordu.

Hem yardımı sen istiyorsun, hem de olmadık ahkamı kesiyorsun. Bu sefer benim sigorta attı, zaten amper düşük, patladım. 5 senede aynı antrenör ile 152 transfer hareketi olmuş, üstelik kiralıklar dahil değil. 34 oyuncu var 13 tanesinin sözleşmesi aynı sene bitiyor. Ne scouting’inden bahsediyorsun?

Gelmiş karşıma bana Ferrari gibi takım kur. Kursam ne olacak? Ekip nerede? Tut ki arabayı getirdik. Ferrari ustası yerine traktör tamircisi getirirsen, enjektör istendiğinde karbüratör, amortisör istediğinde yaprak makas verirsen, bir de direksiyona ben geçeceğim diye tutturursan, ilk şikanda çıkarsın.

5 dk anlatıyoruz, sonra 5 saat dinliyoruz. Adam tünelin ucundaki ışığı görmeyi bırak, tünelin yerini bilmiyor. Göstereyim dediğinde sadece kendisi değil, içeridekilerin hepsi sanki anasına küfretmişsin gibi tepki içinde. Yıllardır bildiğinizi okudunuz haliniz ortada. Neden doğruya gitmeye çalışmıyorsunuz da ego kavgası yapıyorsunuz?

Adam scouting hizmeti alacak; arıyor: kaç para? Hangisi kaç para? Scout’un kilosu bu ara 300’den gidiyor. Şuna benziyor; Arıyorsun galeriyi, araba var mı? Var. Kaç para?

Gelmiş bana düz hesap yapıyor. Onu ben de biliyorum. 7 scout aylık 2.000€, 12 ay, 1,5 masraf katsayısı 250.000€ eder senede. Bizdeki scoutlar’ın tecrübe bedeli ne olacak?

Ben 7 scout versem, ortalama 10 yıllık tecrübeleri olsa hangi değeri biçeceksin? Bilgi birikimi, oluşturduğu güvenilir kaynak ağını nasıl değerlendireceksin? Hangi parasal kriter ile?

Haydi geçtim hepsini; o kafayla bugüne kadar yaptığın işin sonucu ne? Manav mı yönetiyorsun?

Yöneticilerin haricinde düzgün faaliyet gösterenler yok mu?

Vardır da bize denk gelmedi herhalde.

Antrenör ile takım yapısı konuşuyorsun hemen diplomayı dayıyor. Bana ne diplomandan. Almadık diye içinde ne olduğunu bilmiyor muyuz? Adam kursta sana ne yapacağını anlatıyor. Nasıl yapacağını değil. Ben de tam onu görmeye çalışıyorum.

Ne öğrendiğin önemli. Hamdi Serpil Tüzün Üstadın bu kadar öğrencisi var antrenör olmuş. Benim tanıştıklarım arasında ne konuştuğunu bilen sadece 1 tane. Baktığın zaman hepsi eski futbolcu, diplomalar tamam ama algılama ayrı olmuş.

10 senede 10 takım çalıştırmış, antrenör diplomasını gösterip aklınca beni ezecek. Ben antrenör scouting’i yapıyorum. Hangi bilgi ile oluyor zannediyorsun. Geçelim, canım sıkılıyor.

Oyuncu temsilcileri ayrı bir alem. Bir tanesi ile tanıştık yardım istedi. Edelim dedik. Talebi şu; biz liste göndereceğiz, arkadaş Youtube’dan, Wyscout’tan bakacak, karar verecek. La havle.

Futbolun doğru yönetim formatı nasıl olmalı sence?

Başından beri söylüyorum. Bu işte tek bir reçete yok. Her kulübe göre değişir. Kopya ile bir yere kadar gidebilirsiniz.

DoF kullanmanıza bağlı olarak 3 tane model var; İngiliz, Avrupa ve Sevilla. Seçin birisini uygulamaya çalışın en azından. Bugünkü durumunuzdan emin olun ki daha iyi yere gelirsiniz.

Futbolu düzeltebilecek, benim tanıdığım, bir tane insan vardı. Nur içinde yatsın rahmetli ağabeyim Hasan Doğan. Düğmeye basmak üzereyken aramızdan ayrıldı maalesef.

Bizde son zamanlarda başlayan DoF akımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bana göre o pozisyon olmazsa olmaz ama içini doğru doldurmak lazım. Şu anki görüntüyle biraz oyuncu kötü, antrenör kötü, işler daha da sarpa sarınca suçlayacak başka birisi olsun el altında olarak görüyorum. Aspiratör mantığı. Aşçı kötü, malzeme berbat, koku çıkmasın.

DoF atarken sadece görev tanımı ve yetkinlik değil, DoF’un yönetici olarak da nasıl hareket etmesi gerektiğini bilen adamlardan seçilmesi lazım.

Son olarak, Allah Muhammed aşkına dışarıdan DoF getirmesinler. Yabancı ülkede başarılı olmuş DoF bugüne kadar hiç olmadı.

Nasıl düzelecek peki?

Orası beni bağlamaz. Ben sadece dişlinin bir parçasıyım. Ne yapılması gerektiğini elbette biliyorum ama elimde imkan yok. Ne diye boşa kürek çekeyim?

Ne yapılması gerektiği ortada. Nasıl yapılacağına karar verip bir an evvel hareketlenip , vazgeçmemek lazım. Hacca giden karınca olmakta problem yok. Benim de yolum uzun ama kıbleyi tutturdum en azından.

Totemspor / Hüseyin ÖZKÖK

Bu sayfa şuana kadar 1434 defa görüntülendi.

futbolbook

Henüz Yorum Eklenmemiş

İlk yorum yapan siz olun!

Sizin Düşünceleriniz Nelerdir?

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek
hakaret içerikli yorumlar hakkında muhattapları tarafından dava açılabilmektedir.